Daha önce de söylediğimiz gibi, her maç, kazanılan her 3 puan, futbolun tüm gücünü ve heyecanını barındırır. Zubkov, bu güç ve heyecanı keşfetme konusunda hiçbir zaman düş kırıklığına uğratmıyor. Erken gelen kırmızı kartın kendileri için bir avantaj oluşturduğunu düşünse de, oyuncumuz bu durumun getirdiği rahatlama yerine, olası tehlikelere karşı uyanık olmayı tercih ediyor.

Zubkov, “Kırmızı kart, karşı tarafın bir dezavantajı gibi görünebilir, ama bu her zaman doğru değil. Evet, belirli bir avantajımız oldu, ama bu durum bizim bazı açıklar vermemize de neden oldu. Aslında, biz de bu süreçte bir miktar yavaşladık. ” diyor.

Kendini sahada ispatlayan bir oyuncunun bu tür durumlarda bile kendine ve takımına olan inancını yitirmemesi, onun ne kadar kaliteli bir sporcu olduğunun kanıtıdır. Zubkov, “10'akarşı 11 oynamak kolay görünebilir, ama bu her zaman beklediğiniz sonuçları vermeyebilir. Bu durumun zorluklarını fark etmek, oyunun yüzeyine çizilmiş çizgilerin ötesine bakabilmek demektir. ” diye ekliyor.

Kendi içinde derin bir anlam barındıran bu cümleler, Zubkov'un futbolu sadece bir oyun olarak değil, aynı zamanda strateji ve taktik gerektiren bir savaş olarak gördüğünü gösteriyor. Öte yandan, Zubkov’un galibiyetle dönmekten duyduğu memnuniyeti göz ardı etmek de imkansız. “3 puanla dönüyor olmanın verdiği mutluluk tarif edilmez.

Ama bize aynı zamanda, hiçbir zaman mücadeleyi bırakmamamız gerektiğinin de bir hatırlatıcısı oluyor. ” diyor. Ayrıca Zubkov’un imza beyaz saçları hakkında da bir açıklama yapması kaçınılmazdı. Trabzonspor’ailk geldiği zamanki görünümünü koruyan Zubkov, “Saç rengim yeni değil, bu durum ilk günden beri böyle.

Kesinlikle bu bana şans getiriyor. ” dedi. Tabii ki, burada da Zubkov’un mizahi yanını görüyoruz. Onu bu kadar sevdiğimiz bir neden de bu.

Kendine özgü karakterinin yanı sıra, futbol oynarken gösterdiği tutkusu ve kararlılığı, onu unutulmaz bir sporcu kılıyor. Sonuç olarak, Oleksandr Zubkov’un kendine özgü oyun tarzı ve sahada sergilediği performansla, Trabzonspor ve futbolseverler üzerinde yaptığı etki tartışılmaz. Ancak belki de bu etkileyici performansın ardında, futbolun sadece bir oyun olmanın ötesinde, bir yaşam tarzı olduğuna dair inancı yatıyor.

Ve bu inanç, her bir maçta, her bir mükemmel pasında ve her bir golde kendini gösteriyor. Aynı zamanda, Zubkov’un futbolu, bir savaş ve bir sanat olarak gördüğünü de vurguluyor. Bu yüzden, onun her maçta ortaya koyduğu performansı izlemek her zaman bir ayrıcalıktır.